Türkiye ile Avrupa arasındaki ticaretin önemli bir kısmını taşıyan karayolu taşımacılığı, sınır geçişlerinde yaşanan uzun beklemeler nedeniyle zorlu bir dönemden geçiyor. Uluslararası Nakliyeciler Derneği, ‘Bazı Avrupa sınır kapılarında kilometrelerce uzanan TIR kuyrukları meydana gelirken sürücüler geçiş yapabilmek için günlerce beklemek zorunda kalıyor’ şeklinde bir açıklama yaptı.
Bekleme sürelerinin 6–7 güne kadar ulaşması, yalnızca teslimat programlarını değil, uluslararası taşımacılık yapan sürücülerin Schengen bölgesinde yararlanabileceği kalış süresini de gündeme getiriyor. Sektör temsilcileri, mevcut uygulamaların ticari taşımacılığın gereksinimleri göz önüne alınarak yeniden ele alınmasını talep ediyor.

Schengen bölgesinde uygulanan 180 günlük dönem içinde maksimum 90 gün kalış kuralı, uluslararası taşımacılık yapan sürücüler açısından ciddi bir sorun olarak değerlendiriliyor. Sınır kapılarındaki gecikmeler ve yükleme-boşaltma süreçlerindeki aksamalar, sürücülerin sonraki seferlerinde kullanabilecekleri süreyi kısaltabiliyor.
Sektör temsilcileri, sürücülerin Avrupa’ya turistik nedenlerle değil, ticari yükleri taşımak ve tedarik zincirinin sürekliliğini sağlamak amacıyla gittiğini vurguluyor. Bu nedenle profesyonel sürücülerin mesleki faaliyetlerine uygun, öngörülebilir bir vize ve kalış düzenlemesine ihtiyaç duyulduğu ifade ediliyor.
TIR’ların sınır kapılarında günlerce bekletilmesi, taşınan yüklerin teslimat sürelerini de doğrudan etkiliyor. Üretimden çıkan ürünlerin zamanında alıcısına ulaştırılamaması, ihracatçıların planlamalarını zorlaştırırken lojistik maliyetlerini artırabiliyor.
Sektör temsilcilerine göre, bir ihracat yükünün arkasında yalnızca taşınan ürün değil; üretim maliyeti, iş gücü, yatırım ve teslimat taahhüdü de bulunuyor. Sınır geçişlerinde yaşanan aksaklıklar bu zincirin her halkasında yeni sorunlara yol açıyor.
Türkiye ile Avrupa arasındaki ticaret karşılıklı bir tedarik ağına dayanıyor. Türkiye’den Avrupa’ya gönderilen ürünlerin yanı sıra Avrupa’dan Türkiye’ye gelen yükler de fabrikaların, işletmelerin ve perakende sektörünün faaliyetleri açısından büyük önem taşıyor.
Taşımacılıktaki gecikmelerin yalnızca Türk ihracatçısını değil, siparişlerini bekleyen Avrupalı alıcıları ve üretim planlarını da olumsuz etkilediğine dikkat çekiliyor. Teslimatların aksamaları işletmelerin tedarik süreçlerinde ek maliyet ve zaman kaybına yol açabiliyor.

Uzun kuyruklarda beklemek sadece ticari kayıplara yol açmakla kalmıyor; aynı zamanda sürücülerin günlük yaşamını da zorlaştırıyor. Ailelerinden günlerce uzak kalan sürücüler, araçlarında bekledikleri süre boyunca dinlenme, beslenme ve temel ihtiyaçlarını karşılama konusunda zorluk yaşayabiliyorlar.
Sektör temsilcileri, taşımacılığın devamlılığını sağlayan sürücülerin insani koşullarda çalışabilmesi gerektiğini belirterek sınır kapılarındaki bekleme alanlarının iyileştirilmesi çağrısında bulunuyorlar.

Sivil toplum kuruluşları, Türkiye ile Avrupa arasındaki ticari taşımacılıkta yaşanan sorunların çözülmesi için Avrupa Birliği kurumlarına ve üye ülkelere çağrıda bulundu.
Açıklamada 90/180 gün kuralının ticari taşımacılık üzerindeki etkilerinin incelenmesi gerektiği belirtilirken; sınır kapılarındaki personel sayısının artırılması, işlemlerin daha koordineli gerçekleştirilmesi ve dijital sistemlerden daha etkin faydalanılması gerektiği vurgulandı.
Sürücülerin güvenli ve uygun koşullarda bekleyebilmesi için gerekli altyapının oluşturulması da talepler arasında yer aldı.
Sektör temsilcileri güvenlik kontrollerinin önemini kabul etmekte ancak bu işlemlerin makul sürelerde tamamlanmasının da ticaretin sürdürülebilirliği açısından elzem olduğunu ifade ediyorlar. Türkiye ile Avrupa arasındaki ekonomik ilişkilerin sağlıklı ilerleyebilmesi için sınır geçişlerinde kalıcı çözümler üretilmesi gerektiği dile getiriliyor.