El Nino Etkisi ve Türkiye’nin Yangın Sezonuna Hazırlığı

El Nino Etkisi ve Türkiye'nin Yangın Sezonuna Hazırlığı

Yusuf Arslan
3 Haziran 2026

ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi (NOAA) tarafından yapılan değerlendirmelere göre, Temmuz 2026’ya kadar El Nino koşullarının ortaya çıkma ihtimali yüzde 82 olarak öngörülüyor. Birleşmiş Milletler’e (BM) bağlı Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) ise El Nino’nun 2026’nın ikinci yarısında küresel sıcaklıkları artırabileceği, aşırı hava olaylarını tetikleyebileceği ve birçok bölgedeki yağış düzenlerini bozabileceği konusunda uyarıda bulunuyor. El Nino’nun etkileri, yaz aylarına yaklaşırken Türkiye’de orman yangınları açısından yeni soruları gündeme getiriyor: Türkiye, son yıllarda giderek genişleyen ve yılın farklı dönemlerinde ortaya çıkan orman yangınları açısından olası yüksek riskli bir sezona hazır mı?

DW Türkçe’ye açıklamalarda bulunan İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Orman Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Doğanay Tolunay, El Nino’nun Türkiye üzerindeki etkilerinin dolaylı olduğunu, ancak sıcak hava dalgaları ve kuraklık gibi yangın riskini artıran koşulların güçlenmesine katkı sağlayabileceğini belirtiyor. Önümüzdeki yaz için yapılan iklim projeksiyonları, sıcaklıkların uzun dönem ortalamalarının üzerinde seyredeceğini gösteriyor. Ancak Tolunay, El Nino’nun Türkiye üzerindeki etkilerinin büyük kısmının sonbahar ayında hissedileceğini ifade ediyor.

El Nino’nun yangınların doğrudan nedeni olmadığını vurgulayan Tolunay, “El Nino ile orman yangınları arasında doğrudan bir ilişki yoktur. Ülkemizde ve dünyada yangınların yüzde 90’ı insanlar tarafından çıkarılıyor,” diyor. Ancak El Nino’nun dolaylı etkileri, yangın riskini artırabiliyor. Sıcak hava dalgaları, düşük nem seviyeleri ve kuraklık, yangınların yayılma hızını artırabiliyor ve yanan alanların genişlemesine neden olabiliyor. Bu nedenle Tolunay, asıl meselenin El Nino’nun kendisi değil, daha sıcak ve kırılgan hale gelen iklim koşullarının yangın riskini nasıl etkilediği olduğunu belirtiyor.

Kamuoyunda, yağışlı geçen kış ve bahar aylarının yangın riskini azaltacağı yönünde yaygın bir algı mevcut. Ancak uzmanlar, bu durumun her zaman geçerli olmadığını ifade ediyor. Yağışların ardından özellikle orman kenarlarında ve kırsal alanlarda hızla büyüyen otlar ve çalılar, yaz aylarında kuruyarak yangınları hızla yayabilen yanıcı maddeler haline gelebiliyor. Tolunay, bu durumu Ocak 2025’te Los Angeles’ta meydana gelen yıkıcı yangınlarla örnekliyor. Uzun bir yağış döneminin ardından gelen kuraklık, bitki örtüsünü kurutarak yanıcı madde yükünü artırmış ve yangın riskini tepe noktasına çıkarmıştır. Ancak yangını başlatan kıvılcımın elektrik hatlarından kaynaklandığını vurguluyor.

Benzer bir tehlikenin Türkiye’de de yaşanabileceğini söyleyen Tolunay, özellikle orman kenarlarında ve yol kenarlarında otların boylandığını belirtiyor. Bu otlar henüz yeşil olduğu için riskin fark edilmediğini, fakat sıcaklıkların yükselmesi ve yağışların kesilmesiyle birlikte hızla kuruyup yangın riskini artırabileceğini ifade ediyor. Ayrıca, buğday hasadının başlamasıyla birlikte anız yakma olaylarının görülmesi, haziran sonundan itibaren yangın riskini daha da artırabilir.

Türkiye’de resmi yangın sezonu 1 Mayıs-1 Kasım tarihleri arasında kabul ediliyor. Ancak son yıllarda yangınların yalnızca yaz aylarında ve sadece Akdeniz kuşağında değil, daha geniş bir coğrafyada ve farklı dönemlerde görüldüğü dikkat çekiyor.

Author: Burak Arslan